bakara suresi 11 12 13 ayet meali

Bakarasuresi: 268-269 MEALİ ÂLİSİ (268) Şeytan, sizi fakirlik ile korkutur ve sizlere çirkin şeyler ile emreder. Allah Tealâ ise size tarafı ilâhîsinden bir BakaraSuresi'nin 255. ayeti, Müslümanlar için büyük önem arz eder ve bu ayet Ayet-el Kürsi şeklinde anılır. Ayet Medine'de inmiştir ve birçok faziletinin ve koruyucu özelliğinin olduğuna inanılır. Ayet, adını ayetin içinde geçen ve "taht, hükümranlık, ilim, kudret" gibi anlamlara gelen kürsî kelimesinden alır ve içeriğinde Allah'ın kendisine has bazı Bakara13. Bakara Suresi 13. Ayet Meali Önceki | Sonraki Bakara Suresi'nin tamamını dinle! MERYEMSURESİ VE RUHUN GIDASI KURAN. At çiftleşmesi izle 19 Sure Meryem Suresi - YouTube AyetlerVe Türkçe Meal | İzlesene.com. 13. Sayfa Bakara Suresi 89 Ve 93. Ayetler Ve Türkçe Meal. Kur'an-ı Kerim'in 2. Suresi Bakara Suresi En Uzun Suredir. 286 İkiyüz Seksen Altı Ayettir. Büyük Bölümü Medine De, Çok Ve Az Bölümü Mekke De İnmiştir. 89 Ve Les Sites De Rencontres Qui Marchent Le Mieux. ❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ Hemmâzin meşşâin bi nemîmnemîmin. 10-14 Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme. Türkçesi Kökü Arapçası kötüleyip duran ه م ز هَمَّازٍ götürüp getiren م ش ي مَشَّاءٍ söz ن م م بِنَمِيمٍ Diyanet İşleri Başkanlığı 10-14 Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme. Diyanet Vakfı 10-14 Resûlüm! Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş gammaz, koğuculukla gezer, Elmalılı Hamdi Yazır Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren, Ali Fikri Yavuz Çok ayıplayanı, koğuculukla gezeni... Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Gammaz, koğuculukla gezer Fizilal-il Kuran Herkesi kınayan, söz götürüp getiren. Hasan Basri Çantay 10-11-12-13 Doğruya da, eğriye de alabildiğine yemîn eden, izzet-i nefsi bulunmayan, ötekini berikini dâima ayıblayan, gammazlıkla lâf getirib götürmiye koşan, insanları hayırdan durmayıb men´eyleyen aşırı zaalim, çok günahkâr, kaba, haşin, bütün bunlardan başka da kulağı kesik damgalı soysuz olan her kişiyi tanıma onlara boyun eğme! İbni Kesir Daima ayıplayan ve laf getirip götürene. Ömer Nasuhi Bilmen 10-12 Ve itaat gösterme her çok yemîn edene, âdî fikirli olana. Daima kusur arayana. Lâf götürüp getirene. Hayırdan men´e çalışıp durana, haddi tecavüz edene, çok günahkâr olana. Tefhim-ul Kuran Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren gizlilik içinde söz ve haber taşıyan. Bakara Sûresi 11-12. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Fazileti Bakara Sûresi Hakkında Bakara sûresi 286 ayettir. Medine’de on senelik bir müddet içinde peyderpey nâzil olmuştur. Mushaf tertîbine göre 2, nüzûl sırasına göre 87. sûredir. İsmini, 67 ile 71. âyetler arasında bahsedilen, İsrâiloğulları’nın sığır kurban etmeleri kıssasından almıştır. Sûreye, içinde Âyetü’l-Kürsî bulunduğundan اَلْكُرْسِيُّ Kürsî, Kur’ân’ın zirvesi olduğu için سَنَامُ الْقُرْاٰنِ Senâmu’l-Kur’ân, hidâyet nûrunun parlaklığı sebebiyle de اَلزَّهْرٰي Zehrâ ismi verilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’in en uzun sûresidir. Bu hâliyle sûre, Kur’ân’ın geniş bir özeti “Bu sûre, neredeyse dînin tamamını ihtivâ eder” buyurmuştur. Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân 2/2876 Bakara Sûresi Konusu Sûrede bahsedilen temel konulardan bir kısmını şöyle sıralayabiliriz Kur’an’ın Allah tarafından gönderilen hak bir kitap olduğu, Tevhîd, nübüvvet ve âhiret gibi îman esaslarının delillerle beyân edilmesi, Mü’min, kâfir ve münafıkların vasıfları, Hz. Âdem’in diğer yaratıklar arasındaki konumunun belirlenmesi, şeytanla imtihanı ve cennetten indirilmesi, İsrâiloğulları’nın tarih içindeki durumları, Kur’an’a ve Peygamberimize karşı tavırları, hidâyete davet edilmeleri, yanlış itikad ve davranışlarının tashihi, Ka’be’nin inşâsı ve kıblenin Mescid-i Aksâ’dan Mescid-i Harâm’a çevrilmesi, Müslüman şahsiyetin inşası ve İslâm toplumunun teşekkülü için Namaz, oruç, zekât, hac ve cihad gibi ibâdetlerle ilgili hükümlerin; adâlet, ahde vefâ ve infak gibi ictimâî hayata dair esaslar ile âile hukûku, devletler arası ilişkiler, iktisadî ve siyâsî düzenlemelerin getirilmesi, Ferd ve cemiyeti bozulup dağılmaktan korumak için sihir, içki, kumar ve faiz gibi yasaklara dikkat çekilmesi, Allah’ın birliğini, her şeye kâdir olduğunu ve ölüleri diriltip hesap soracağını çeşitli misallerle ortaya koyarak insanları îman ve itaate çağırması, Kulluğun özü olan ve mü’mini Rabbine bağlayan bazı duaların öğretilmesi. Hâsılı dikkatle incelendiğinde Bakara sûresinin, ihtiva ettiği hükümler, konular ve maksatlar itibariyle muazzam bir insicama, belirli ve düzenli bir plana sahip olduğu görülür. İlk âyetlerde sûrede incelenecek olan konuların ana hatları verilmekte, daha sonraki bölümlerde ise her konu sûre bütünlüğü içinde en uygun yerini almaktadır. Sûre, hidâyeti kabul eden kulun, emredilen hükümleri yerine getirme hususunda Rabbinden kolaylık talebiyle sona ermektedir. Muhtelif konular ele alınmakla birlikte sûrenin esas hedefi, Kur’an’ın hidâyetini gerçekleştirmek ve bundan âzamî istifadeyi sağlamaktır. Sûre boyunca devamlı bu hedef gözetilmiş ve sûrenin başı ile sonu o hedefte birleşmiştir.[1] [1] Sûrenin bu açıdan büyük bir vukûfiyetle ele alınmasına örnek olarak bk. Drâz, en-Nebeü’l-azîm, s. 163-211; En Mühim Mesaj Kur’ân, s. 195-299. Bakara Sûresi Nuzül Sebebi Mushafta ikinci, nüzûl sıralamasında 87. sûredir, Medine’de nâzil olmuştur. Kur’an’ın en uzun sûresidir. Tamamının bir nüzûl sebebi olmamakla birlikte birçok âyeti için özel iniş sebepleri vardır. O âyetler açıklanırken nüzûl sebepleri hakkında da bilgi verilecektir. Bakara Sûresi Fazileti Ele aldığı mevzulara bakıldığında Bakara sûresinin çok önemli, faziletli ve büyük bir sûre olduğu görülür. Peygamber Efendimiz’in “Kur’an âyetlerinin efendisi ve en büyüğü” Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 142, 178 olarak beyân ettiği Âyetü’l-Kürsî de bu sûrede yer almaktadır. Sûrenin faziletini beyân eden pek çok rivayet nakledilir. Bunların birkaçı şöyledir › “Kur’an’dan uzak kalarak ev­lerinizi kabirlere çevirmeyin. Şunu bilin ki şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden ürküp kaçar.” Müslim, Müsâfirîn 212 › “Kur’an’ı okuyun; çünkü o, kıyamet gününde kendisiyle hemhâl olanlara şefaatçi olarak gelecektir. Zehrâvân’ı yani Bakara ve Âl-i İmrân sûrelerini okuyun;[1] çünkü onlar, kıya­met gününde iki büyük bulut veya iki gölgelik ya da iki kuş sürüsü hâlinde gelerek kendile­rini okuyanları savunacak ve koruyacaklardır. Bakara sûresini okuyun; çünkü ona sarılmak bereket, terketmek ise hasret ve pişmanlıktır; ona sihir­bazların gücü yetmez.” Müslim, Müsâfirîn 252 › “Bakara sûresinin sonunda­ki iki âyeti her kim gece vakti okursa bu iki âyet o gece ona yeter.” Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10 › Sahâbeden Üseyd b. Hudayr bir gece Ba­kara sûresini okuyordu. Atı da yanında bağlı bulunuyordu. Derken at ürküp hırçınlaşmaya başladı. Üseyd okumayı kesince at da sâkinleşti. Tekrar okumaya başlayınca at yine tedirgin bir şekilde ileri geri gitmeye başladı. Üseyd susunca at da sâkinleşti. Bu durum iki kez daha tekerrür etti. Oğlu Yahyâ ata yakın bir yerde bulunuyordu. Atın çocuğa bir zarar vermesinden korktu ve onu bulunduğu yerden yanına çekti. Bu sırada başını kaldırıp gökyüzüne baktığında buluta benzer bir şey içinde kandiller misali ışıklar gördü. Bunlar yavaş yavaş yükselerek nihayet gözden kayboldu. Sabah olunca durumu Resûlullah anlattı… Efendimiz şöyle buyurdu › “Onlar seni dinlemeye gelen meleklerdi. Eğer okumaya devam etseydin sabah olunca onları herkes görecekti, kendilerini halktan gizlemeyeceklerdi.” Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 15; Müslim, Müsafirin 242 Bu ve benzeri rivayetlerden de anlaşılacağı üzere Bakara sûresi, hem evlerimizi hem de gönüllerimizi mânen îmâr edecek, okuyanı âdeta maddî mânevî şerlerden muhâfaza ederek onu meleklerle beraberliğe yükseltecek bir fazilet ve şerefi hâizdir. Şimdi, bütün mâna, hikmet ve sırlarından kalbe yansıyan miktarıyla o sûrenin tefsiri başlamaktadır [1] Bakara ve Âl-i İmrân sûrelerine, hidâyet nûrlarının parlaklığı ve okuyanlara verilecek ecrin büyüklüğü sebebiyle, اَلزَّهْرَاوَانِ Zehrâvân ismi verilmiştir. وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِۙ قَالُٓوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ ﴿١١﴾ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ ﴿١٢﴾ Karşılaştır 11 Onlara “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!” dendiği zaman, “Hayır! Biz ancak ıslah edicileriz” derler. Karşılaştır 12 Dikkat edin! Onlar bozguncuların ta kendileridir; fakat bunun farkına varmazlar. TEFSİR Türkçe’ye genelde “bozguncu” olarak çevrilen الْمُفْسِدُ müfsid kelimesi “fesâd” kelimesinden gelmektedir. Fesâd, bir şeyin faydalı olmaktan çıkması, normal hâlinden uzaklaşması ve bozulması mânalarına gelir. Ayrıca doğru olanı bırakıp, yanlış olana geçmek, gerçeğe teslim olmamak ve bozgunculuk yapmak anlamları da vardır. Bu kelimenin zıddı “sulh” ise barış, ıslah etmek, bozulan bir şeyi tamir etmek, bir şeyi iyi ve sağlam yapmak anlamınadır. Buna göre fesat, her türlü zararı, sulh ise her türlü faydayı içine alır. Âyette geçtiği şekliyle “müfsid”, bozgunculuk yapan; bir şeyi bozup faydalı olmaktan çıkaran, daha açık bir ifadeyle işi gücü fesat çıkarmak olan yaptıkları bozgunculuk, insanlar arasındaki münâsebetleri bozarak toplumda düzensizliğin meydana gelmesine sebep olmaktır. Meselâ onlar, müminlerin sırlarını kâfirlere söyleyerek onları mü’minlere karşı kötülük yapmaya yönlendiriyorlardı. Ayrıca kâfirlerle dostluk kurarak, insanları hidâyet yollarından uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Böylece münafıklar, tarih boyunca içinde yaşadıkları toplumlarda fitne unsuru haline gelmişler, sulh ortamını bozarak insanları birbirine karşı kışkırtmak suretiyle neticesi savaşlara kadar varan düşmanlıklara sebep en büyük bozgunculuk, Allah’a isyan etmektir. Zira dinin emirleri ve nehiyleri hem dünya hem de âhiret hayatını en iyi şekilde tanzim ve sulh ortamını temin etmek için konulmuştur. Bu itibarla dini emirler terk edilip, herkes nefsinin arzusuna göre hareket ederse, o takdirde her tarafı fesat, kargaşa ve anarşi kaplayacağında şüphe fesat ve kargaşaya sebep olan münafıklara bozgunculuk yapmamaları söylenince “Biz Sadece ıslah edicileriz” derler. Yapılan şiddetli bir uyarıya karşı, vicdanlarına dokunduğundan dolayı psikolojik olarak o nispette tepki gösterirler. “…Size samimi olarak nasihatte bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyordunuz” Arâf 7/79 ayeti gereğince nasihat edeni benimsemez; ona kulak verecek yerde tam aksi bir istikamette cevaba yeltenirler. Esasen gururlarını rencide eden bu nasihatin muhtevasına uymanın, hastalıklarını tedavide ne kadar önemli olduğunu bilselerdi, böyle demezlerdi. Yine onlar, kalplerinde bulunan hastalık sebebiyle, idrakleri köreldiğinden yaptıklarının güzel bir şey olduğuna inanmış ve ifsadı ıslâh olarak tasavvur etmişlerdir. Yahut böyle söylerken, inkâr etmek suretiyle yaptıkları fesat ve bozgunculukları örtmeye yola girerlerse girsinler, hangi mazeretin arkasına sığınırlarsa sığınsınlar, kendilerini ne kadar tezkiye ederlerse etsinler ilâhî fermanın beyânıyla onlar, bozguncuların ta kendileridir. Zira kalpleri bozuk, itikatleri bozuk, söz ve fiilleri de bozuktur. Bu kadar bozukluktan nasıl bir ıslah zuhur edebilir? Bu sebeple ayet, oldukça tekitli bir üslupla onların kanaatlerini ve söylediklerini yalanlamakta; onları kelimenin tam mânasıyla “müfsit” olarak nitelemektedir. Fakat onlar bu gerçeğin farkında değildirler. Zira manevî his yolları kapanmış ve bilinçleri kaybolmuştur. Ayet aynı zamanda mü’minleri de, münafıklar karşısında uyanık olmaya ve onların hakikate aykırı sözlerine aldanmamaya davet beşinci vasfı, onların sefih yani aptal ve beyinsiz kimseler olmalarıdır Kaynak Ömer Çelik Tefsiri احْشُرُوا الَّذِينَ ظَلَمُوا وَأَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَ Uhşürullezıne zalemu ve ezvacehüm ve ma kanu ya’büdun Kelime Okunuşu Anlamı Kökü احْشُرُوا AHşurū toplayın الَّذِينَ elleƶīne kimseleri ظَلَمُوا Zelemū o zalimleri وَأَزْوَاجَهُمْ ve ezvācehum ve onların eşlerini يَعْبُدُونَ yeǎ’budūne tapıyorlar Abdulbaki Gölpınarlı Abdulbaki Gölpınarlı Toplayın bir araya zulmedenleri, onlara eş olanları ve kulluk ettikleri şeyleri. Abdullah Parlıyan Abdullah Parlıyan "Toplayın bütün o varoluş gayesi dışında yaşayanları, kendileri gibi olanlarla ve bütün Allah’tan başka taptıkları ile birlikte. Adem Uğur Adem Uğur Allah, meleklerine emreder "Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın". Ahmed Hulusi Ahmed Hulusi "Toplayın o zulmedenleri bilinçleri, onların eşlerini bedenlerini ve tapınıp kulluk yaptıkları şeyleri." Ahmet Varol Ahmet Varol Zalimleri, onların eşlerini ve tapmakta olduklarını toplayın. Ali Bulaç Ali Bulaç "Zulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın." Ali Fikri Yavuz Ali Fikri Yavuz Allah meleklere şöyle buyurur "- O kâfir olanları, bir de arkadaşlarını ve Allah’dan başka taptıkları putları, hep bir araya toplayın. Bayraktar Bayraklı Bayraktar Bayraklı “Zâlimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah`tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler.” Bekir Sadak Bekir Sadak 22-23 Ilgililere soyle emredilir Zulmedenleri, onlarla isbirligi edenleri ve Allah’i birakip da taptiklarini derleyin. Onlari cehennem yoluna koyun.» Celal Yıldırım Celal Yıldırım 22-23 Toplayıp sürün mahşer yerine o zulmedenleri, eşlerini, yandaşlarını ve Allah’tan başka taptıklarını, hepsini Cehennem’in yoluna koyun. Cemal Külünkoğlu Cemal Külünkoğlu 22-24 Allah, meleklere şöyle buyurur “Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın!” Allah`tan başka kulluk ettiklerine ve hepsine cehennemin yolunu gösterin ve onları orada tutun, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. Diyanet İşleri Diyanet İşleri 22-24 Allah, meleklere şöyle emreder "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir." Diyanet Vakfı Diyanet Vakfı 22-24 Allah, meleklerine emreder Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve Allah’tan başka tapmış oldukları putlarını toplayın. Onlara cehennemin yolunu gösterin. Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler! Edip Yüksel Edip Yüksel Zalimleri toplayın. Eşlerini ve, Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır 22-23 Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata cehennem köprüsüne doğru. Fizil-al il Kuran Fizil-al il Kuran Yüce Allah meleklerine emreder Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve taptıklarını Gültekin Onan Gültekin Onan "Zulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını bir araya getirip toplayın." Harun Yıldırım Harun Yıldırım ’’Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın’’. Hasan Basri Çantay Hasan Basri Çantay 22-23 Meleklere O zulmedenleri, onlara eş olanları, Allâhı bırakıb tapmakda ısraar etdikleri şeyleri bir araya toplayın da cehennem yoluna götürün» dediler. Hayrat Neşriyat Hayrat Neşriyat 22-23 Meleklere ise o gün şöyle denilir `Zulmedenleri ve onlara eşlik edenleri ve Allah`dan başka tapmakta oldukları şeyleri toplayın; sonra onları Cehennemin yoluna götürün!` İbn-i Kesir İbn-i Kesir Zulmetmiş olanları ve onların eşlerini toplayın. Onların taptıklarını da; İlyas Yorulmaz İlyas Yorulmaz Allah "Zulmedenleri, benzerlerini ve Allah dan başka kulluk ettiklerini toplayıp huzura getirin" der. İskender Ali Mihr İskender Ali Mihr Zulmedenleri ve onların eşlerini zevcelerini haşredin biraraya toplayın! Ve onların tapmış oldukları şeyleri de. Kadri Çelik Kadri Çelik "Zulmetmekte olanları, eşlerini ve tapmakta olduklarını bir araya getirip toplayın." Muhammed Esed Muhammed Esed Ve Allah şöyle buyuracaktır "Toplayın bütün o zalimleri, kendileri gibi olanlarla ve bütün o Allah’tan başka taptıkları ile birlikte; Mustafa İslamoğlu Mustafa İslamoğlu Toplayın bütün o zalimleri, onların türdeşlerini ve kulluk ettikleri her şeyi! Ömer Nasuhi Bilmen Ömer Nasuhi Bilmen 22-24 Toplayınız mahşere o zulmetmiş kimseleri ve onların eşlerini ve kendilerine taptıkları şeyleri. Allah’ın gayrı. Artık onlara cehennem yolunu bildiriniz. Ve onları tevkif ediniz. Şüphe yok ki, onlar sorguya çekilecek kimselerdir. Ömer Öngüt Ömer Öngüt Zâlimleri ve onların eşlerini toplayın, onların taptıklarını da. Sadık Türkmen Sadık Türkmen Toplayin o zalimleri ve zalim eşlerini ve tapmış oldukları şeyleri, Seyyid Kutub Seyyid Kutub Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve taptıklarını Suat Yıldırım Suat Yıldırım 22-24 Yüce Allah meleklere şöyle emreder "O zalim müşrikleri, yoldaşlarını ve Allah’tan başka putlaştırdıkları nesneleri toplayın ve hepsini doğru cehenneme sevk edin! Hem tutuklayın onları, çünkü sorguya çekilecekler!" Süleyman Ateş Süleyman Ateş Yüce Allâh meleklerine emreder "Toplayın o zâlimleri, onların eşlerini ve taptıklarını." Şaban Piriş Şaban Piriş -Toplayın, zalimlik edenleri, eşlerini ve kulluk ettiklerini... Tefhim-ul Kur'an Tefhim-ul Kur'an Zulmetmekte olanları, eşlerini ve tapmakta olduklarını bir araya getirip toplayın.» Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk Toplayın o zulmedenleri; eşlerini de. O tapınıp durmuş olduklarını da toplayın! Yusuf Ali İngilizce Yusuf Ali İngilizce "Bring ye up", it shall be said, "The wrong-doers and their wives, and the things they worshipped- BAKARA SURESİ – KURANI KERİM EN UZUN SURESİ Ayet ayet takip ile muhteşem görüntüler eşliğinde Kur’an-ı Kerim’in en uzun süresi. Bakara Suresi, bu surede geçen sığır hikayesinden ve sığırın putlaştırılmasından daha dolayı bu ismi almıştır. Sure, farklı zamanlarda nazil olmuştur ve adı “Bakara Suresi”dir, çünkü kurban edilen inek sığır, Musa zamanında İsrailoğullarından bir adam öldürüldüğü için kurban edilmiştir ve “ Allah” onlara bir inek sığır kesmelerini emretti ve onun bir parçası ile ölü adama dokunduklarında adam dirildi ve katilini söyledi. İsrailoğulları, Musa’ya “Allah”ın kendilerine kesmelerini emrettiği ama sonunda kestikleri o ineğin özellikleri hakkında birçok soru sordular [1]. Kestiğiniz sığırın bir parçasıyla o maktûlün cesedine vurun’ Vurulunca da o diriliverdi. İşte Allah bunu nasıl dirilttiyse ölüleri de öyle diriltir. Aklınızı iyice kullanasınız diye âyetlerini size gösterir.” Bakara Suresi, 2/73, 74 “Yahudiler, Mısırda gördükleri putperestlikten oldukça etkilenmişlerdir. Buzağıya tapmaları ve daha sonra -puta tapan bir topluluğu görünce- Hz. Musa as’a “Ne olur biz de böyle gözle görünen bazı ilahları edinelim!” şeklinde öneride bulunmaları, puta tapma düşüncesinin Yahudilerin iliklerine kadar işlediğini göstermektedir. Bu batıl ilahların başında Mısır’da gördükleri inek-perestlik safsatasıdır. Bu çarpıcı mucize olayda ilah diye baktıkları bir ineğin kesilmesi, aslında onlara bunun bir ilah olmadığı fikrini zihinlerinde canlandırmaya ve bu konuda kalıcı mesaj vermeye yöneliktir. Yahudilerin, kesilmesi istenen inek hakkındaki -ardı arkası kesilmez- soruları, onların bir ilah gibi görmeye alışık oldukları bu hayvanın öldürülmesine taraftar olmadıklarını gösteren önemli bir ipucudur. Kur’an’da, bir “ineğin kesilmesi” penceresinden “inek-perestlik” fikrinin öldürüldüğüne işaret edilmiştir.”[3]. Bakara Süresi Kuranı Kerimin en önemli ayetlerinden biri olan Ayetel Kürsiyi içermektedir. Detaylar >>> 50’den fazla dilde altyazılı Dünya’nın En İyi Kuranı Kerim videolarından biri olan kelime kelime takip imkanı olan ve muhteşem manzaralara sahip Bakara Suresi’nin yukarıdaki videosunu izleyin. BAKARA SÜRESİ’NİN BU VİDEOSU HAKKINDA Bakara Suresi’nin bu videosu, kelime kelime takip özelliğiyle ile dünyanın en iyi Kuran videolarından biridir. Altyazı olarak 50’den fazla Dilde Kuran Çevirileri İngilizce Kuran, Hintçe Kuran, Urdu Kuran, … vardır. Çözünürlük FULL HD’dir. DÜNYADA İLK KEZ Kuran videoları, videolarda 50’den fazla DİL’de altyazılı olarak yayınlanmaktadır. Ayrıca rahatlatıcı çok güzel full HD doğa manzaraları ve ayet ayet izleme ve kelime kelime takip özelliği ile çok güzel ve okunabilir Arapça yazı tipi içerir. Okuyan Davut Kaya VİDEOYU ÇALIŞTIRMAK İÇİN YUKARIDAKİ OYNAT DÜĞMESİNE veya VİDEOYA DOKUNUN. !! ÇEVİRİYİ DİLİNİZDE GÖRMEK İÇİN LÜTFEN CC DÜĞMESİNİ AÇINIZ. YANİ, KAPALI İSE ALTYAZILARI AÇIN. NEDEN KURAN VİDEOLARIMIZ, DÜNYANIN EN İYİLERİNDENDİR? BUNLARDAN BAZILARI ALANINDA BİZCE EN İYİSİDİR Tüm Kuran videolarımız 50’den fazla dil sahibidir. Araştırmamıza göre, dünyadaki kuran videolarının çoğunda altyazı bulunmamaktadır. Dünyadaki hiçbir Kuran videosunda bu özellik yoktur. Biz şimdiye kadar, bu alanda çalışmamıza ve araştırmamıza rağmen tespit etmedik. Kur’an videolarımız doğaya ve ayetlere ilişkin muhteşem görüntülere sahiptir. Yine, dünyadaki çok az sayıda Kuran videosunda ayetlere ilişkin görüntüleri vardır. Ayet ile ilgili Kuran videolarımız bu türün en iyilerden biridir. Kur’an videolarımız okunan ayetteki kelimeleri gösterme özelliğine sahiptir bazı daha önce yüklediğimiz videolarımız bu özelliğe sahip değildir. Dünyadaki çok az Kuran videosunun bu özelliği vardır. Videolarımızı geliştirirken en son teknolojiyi kullanmaktayız. İlgili konular da yeni teknolojiler geliştirmekteyiz. Bu Web Sitesinin Videoları Hakkında Diğer Dillerde Kısa Açıklamalar BAKARA SURESİNİN FAZİLETLERİ Bakara süresinin faziletleriyle ilgili meşhur 6 hadis kitabında Kütüb-i sitte aşağıdaki hadisler bulunmaktadır; Cibril Hz. Peygamber sav’in yanında otururken yukarıda kapı sesine benzer bir ses işitti. Başını göğe doğru kaldırdı. Cibril dedi ki “İşte gökten bir kapı açıldı, bugüne kadar böyle bir kapı asla açılmamıştır Derken oradan bir melek indi. Cibril tekrar konuştu “İşte arza bir melek indi, şimdiye kadar bu melek hiç inmemiştir. Melek selam verdi ve Hz. Peygamber sav’e “Sana verilen iki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce başka hiçbir peygambere verilmemişlerdi Onların biri Fatiha Süresi, diğeri de Bakara Süresi’nin son kısmı. Onlardan okuduğun her harfe mukabil sana mutlaka büyük sevap verilecektir” dedi. İbnu Abbas – Müslim, nesai Hz. Peygamber sav’i işittim, diyordu ki “Kur’an-ı Kerim’i okuyun. Zira Kur’an, kendini okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir.” Zehraveyn’i yani Bakara ve Al-i İmran surelerini okuyun! Çünkü onlar kıyamet günü, iki bulut veya iki gölge veya saf tutmuş iki grup kuş gibi gelecek, okuyucularını müdafaa edeceklerdir. Bakara suresini okuyun! Zira onu okumak berekettir. Terki ise pişmanlıktır. Onu tahsil etmeye sihirbazlar muktedir olamazlar.” Bir rivayette şu ziyade mevcuttur Bir rekatta, secdeden önce, bir kul onu okur, sonra da Allah’tan birşey isterse Allah istediğini mutlaka verir.” Ebu Ümame – Müslim Resulullah sav kalabalık bir askerin katıldığı orduyu sefere çıkardı. Askerlere Kur’an okumalarını tenbihledi. Ayrıca teker teker görerek herbirine Kur’an’dan bildikleri yerleri okumalarını tenbihliyordu. Derken sıra yaşça en genç birisine gelmişti. Ona “Kur’an’dan sen ne biliyorsun ey falanca?” diye sordu. Genç “Ben,” dedi, “falan falan sureleri ve bir de Bakara suresini biliyorum.” Resulullah sav Yani sen Bakara’yı biliyor musun?” diye sordu. “Evet!” cevabı üzerine “Haydi yürü, seni askerlere komutan tayin ettim” dedi. Askerlerin ileri gelenlerinden biri atılıp “Yemin olsun, Bakara’yı ezberlememe mani olan şey, hükümleriyle amel edememek korkusundan başka birşey değildir” dedi. Resulullah sav şu tenbihte bulundu “Kur’an’ı öğrenin ve onu okuyun. Kur’an-ı Kerim’in onu öğrenip okuyan ve onunla amel eden kimse için durumunu, içi ağzına kadar misk dolu bir kutuya benzetebiliriz. Bu her tarata koku neşreder. Kur’an’ı öğrendiği halde, ezberinde olmasına rağmen okumayıp yatan kimse de ağzı sıkıca bağlanmış, hiç koku neşretmeyen misk kabı gibidir.” Ebu Hüreyre – Tirmizi Resulullah sav’ın şöyle söylediğini işittim “Kıyamet günü Kur’an-ı Kerim ve ona dünyada iken sahip çıkıp onunla amel edenler getirilirler. Bu gelişte. Bakara ve Al-i İmran süreleri Kur’an-ı Kerim’in önünde yer alırlar.” Resulullah sav bir iki sure için üç teşbihte bulundu ki, bir daha onları unutmadım. Şöyle demişti “Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler.” Nevvas İbnu Sem’an – Müslim Resulullah sav buyurdular ki “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, içerisinde Bakara suresi okunan evden şeytan kaçar.” Ebu Hüreyre – Müslim Resulullah sav şöyle buyurdular “Bakara Suresinin sonundaki iki ayeti geceleyin kim okursa o iki ayet ona kafi gelir.” İbnu Mes’ud – Buhari, Müslim, Ebu Davud, İbnu Mace, Tirmizi Resulullah sav buyurdular ki “Allah, arz ve semavatı yaratmazdan iki bin yıl önce bir kitap yazdı. O kitaptan iki ayet indirip onlarla Bakara suresini sona erdirdi. Bu iki ayet bir evde üç gece okundu mu artık şeytan ona yaklaşamaz.” Nu’man İbnu Beşir – Tirmizi Hz. Peygamber sav şöyle buyurdular “Her şeyin bir şerefesi var. Kur’an-ı Kerim’in şerefesi de Bakara süresidir. Bu surede bir ayet vardır ki, Kur’an ayetlerinin efendisidir Ayetü’l-Kürsi Ebu Hüreyre – Tirmizi Resulullah sav bana “Ey Ebu’l-Münzir, Allah’ın Kitabından ezberinde bulunan hangi ayetin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben “O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur, O, Hayy’dır, Kayyum’dur yani diridir her şeye kıyam sağlayandır Bakara, 225 -ki buna Ayet’ü’l-Kürsi denir- dedim. Göğsüme vurdu ve “İlim sana mübarek olsun ey Ebu’l-Münzir! dedi.” Übey İbnu Ka’b – Müslim, Ebu Davud Cenab-ı Hakk’ın şu mealdeki sözü nazil olunca “İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder…” Bakara, 284 bu ihbar Sahabe ra’ye çok ağır geldi. Resulullah sav’a geldiler, diz çöküp oturdular ve dediler ki “Ey Allah’ın elçisi, bize yapabileceğimiz işler emredildi Namaz, oruç, cihad ve sadaka, bunları yapıyoruz. Ama Cenab-ı Hakk sana şu ayeti inzal buyurdu. Onu yerine getirmemiz mümkün değil.” Resulullah sav onlara “Yani sizler de sizden önceki Yahudi ve Hıristiyanlar gibi “dinledik ama itaat etmiyoruz” mu demek istiyorsunuz? Hayır öyle değil şöyle deyin “İşittik itaat ettik. Ey Rabbimiz affını dileriz, dönüş sanadır.” Ce-maat bunu okuyup, dilleri ona alışınca, bir müddet sonra Cenab-ı Hakk şu vahyi inzal buyurdu “Peygamber ve inananlar, O’na Rabbi’nden indirilene inandı. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. Peygamberleri arasında hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş sanadır” dediler Bakara 285. Ashab bunu yapınca Allah, önceki ayeti neshetti ve şu ayeti inzal buyurdu “Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Resululah bu duayı yapınca Allah Teala hazretleri Pekala, yaptım buyurmuştur. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Allah Teala hazretleri Pekiyi, buyurmuştur. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmiyeceği şeyi taşıtma Rabb Teala hazretleri Pekiyi, dedi. Bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et Rabb Teala buna da Pekiyi demiştir. Ebu Hüreyre – Müslim BAKARA SURESİ’NİN MUCİZESİ Bakara Suresi’nin 23-24 ayette şöyle buyurulmaktadır; “23 Eğer kulumuz Muhammeda indirdiğimiz Kur’ânden şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz. 24 Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.” “Zira dokuz dereceye baliğ olan tahaddinin, yani muarazaya davet etmenin tabirleri, tabakaları vardır. 1- Yüksek Nazmıyla düzenleme, tanzim, sıra, tertip, düzen, İhbarat-ı Gaybiyesiyle gayb olan geçmiş veya gelecek zamana ait verilen haberler, ihtiva ettiği Ulûmu ilimler ve Âlî yüksek Hakaikıyla hakikatleriyle beraber tam bir Kur’anın mislini, Ümmi bir Şahıstan getiriniz. 2- Eğer böylece mislini getirmek tâkatinizin güç, kuvvet fevkinde ise, beliğ belâgatle, düzgün ve sanatlı olarak meramını anlatan bir Nazımla uydurma şeylerden olsun, getiriniz. 3- Eğer buna da Kudretiniz olmazsa, on Sure kadar bir mislini yapınız. 4- Bu da mümkin olmadı ise, uzun bir Surenin mislini yapınız. 5- Eğer bu da size kolay değilse, kısa bir Surenin misli olsun. 6- Eğer ümmi bir şahıstan imkân bulamadı iseniz, âlim ve kâtib bir adamdan olsun. 7- Bu da olmadığı takdirde, birbirinize yardım etmek suretiyle yapınız. 8- Buna da imkân bulunamadığı takdirde, bütün ins ve cinlerden yardım isteyiniz ve bütün efkârın fikirlerin, görüşlerin neticelerinden istimdad yardım ediniz. Neticeleri, tamamen yanınızda bulunan Kütüb-ü Arabiyede arapça kitaplarda mevcuddur. Bütün Kütüb-ü Arabiye ile Kur’an arasında bir mukayese yapılırsa, Kur’an mukayeseye gelmez. Çünki hiçbirine benzemiyor. Öyle ise Kur’an ya hepsinden aşağıdır veya hepsinden yukarıdır. Birinci ihtimal bâtıl ve muhaldir. Öyle ise hepsinden yukarı, fevk-al küll hepsinin üstünde bir Kitabdır. Onüç asırdan beri misli vücuda gelmemiştir, bundan sonra da vücuda gelemeyecektir vesselâm. 9- “Bizim şahidlerimiz yoktur. Eğer muarazaya girişsek, bizi destekleyecek kimse yoktur.” diye gösterdikleri o bahaneyi de def’etmek için, “Şühedanıza da müsaade edilmiştir. Onları da çağırın, size yardım etsinler.” İşte bu tabakalara dikkat edilirse, muarazanın şu mertebelerine işareten, Kur’an-ı Kerim’in yaptığı Îcaz ile gösterdiği İ’caza bir şua görünür. Arkadaş! Kur’an-ı Kerim’den en kısa bir Sureye muaraza etmekten beşerin aczi, mezkûr izahat ile sabit oldu.” [*] * İşaratül İcaz, Bediuzzaman Said Nursi İşaratül İcaz kitabı fatiha süresinin ve bakara süresinin 31. ayete kadar tefsirini içermektedir. İşaratül İcaz orjinal metnini oku Risale-i Nur Külliyatı Oku ve İndir Bakara Suresinde Ayetel Kürsi bulunmaktadır. Ayetel Kürsinin mucizesi hakkında detaylar >>> Bakara Suresinin Türkçe Meali Bakara Suresi’nin Türkçe Meali Elmalılı Hamdi Yazır şöyledir; Surenin Türkçe Meali şu şekildedir ilk 100 ayet; Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle ﷽‎. 1 Elif, Lâm, Mîm. 2 İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler kötülükten korunacaklar için hidayettir. 3 Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar. 4 Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler. 5 Bunlar, işte Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve bunlar işte felaha erenlerdir. 6 Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar. 7 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır. 8 İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık.” derler. 9 Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar. 10 Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır. 11 Hem onlara “Yeryüzünde fesat çıkarmayın.” denildiğinde “Biz ancak ıslah edicileriz.” derler. 12 İyi bilin ki, onlar ortalığı bozanların ta kendileridir, fakat anlamazlar. 13 Onlara “İnsanların müslümanların inandığı gibi inanın.” denilince, “Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?” derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. 14 Onlar iman edenlere rastladıkları zaman “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman “Biz, sizinle beraberiz, biz sadece onlarla alay ediyoruz.” derler. 15 Asıl Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verir. 16 İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılar. 17 Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. Ateş çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların gözlerinin nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler. 18 Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık hakka dönmezler. 19 Yahut onların durumu, gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşekler bulunan bir yağmura tutulmuşun hali gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır. 20 O şimşek nerdeyse gözlerini n nûrunu kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir. 21 Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize kulluk edin ki Allah’ın azabından korunasınız. 22 O Rabb ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah’a eşler koşmayın. 23 Eğer kulumuz Muhammeda indirdiğimiz Kur’ânden şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz. 24 Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının. 25 İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında “Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir” derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklar. 26 Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb’lerındandır. Ama küfre saplananlar “Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?” derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtır. 27 Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah’a verdikleri sözü bozarlar. Allah’ın birleştirmesini emrettiği şeyi iman ve akrabalık bağlarını keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır. 28 Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz. 29 O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir. 30 Bir zamanlar Rabb’in meleklere “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Melekler “A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” dediler. Rabb’in “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” dedi. 31 Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip “Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.” dedi. 32 Dediler ki “Yücesin sen ya Rab!. Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin”. 33 Allah “Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver.” dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, Allah “Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim” dememiş miydim?” dedi. 34 Ve o zaman meleklere “Âdem’e secde edin!” dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu. 35 Dedik ki “Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” 36 Bunun üzerine şeytan onların ayağını oradan kaydırdı, içinde bulundukları cennet yurdundan çıkardı. Biz de “Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır.” dedik. 37 Derken Âdem Rabb’ından birtakım kelimeler aldı, onlarla tevbe etti. O da tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir. 38 Onlara dedik ki “Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. 39 İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. 40 Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun! 41 Yanınızdakini Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğim Kur’âna iman edin, O’nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkun. 42 Hakk’ı batıla karıştırıp da, bile bile hakkı gizlemeyin. 43 Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. 44 İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab Tevratı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? 45 Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, Allah’a saygılı olanlardan başkasına ağır gelir. 46 Onlar ki, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini bilirler. 47 Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın. 48 Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz. 49 Hem hatırlayın ki bir zaman sizi Firavun ailesinden de kurtardık, onlar size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. 50 Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun’un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz. 51 Hani bir zamanlar Musa’ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz. 52 Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu. 53 Ve hani bir zamanlar Musa’ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz. 54 Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm’dir. 55 Hani bir zamanlar “Ey Musa biz Allah’ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız.” demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız. 56 Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştik. 57 Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı. 58 Hani bir zamanlar “Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve “hıtta” bizi bağışla! deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız” dedik. 59 Bunun üzerine o zulme devam edenler sözü değiştirdiler, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular. Biz de kötülük yaptıkları için o zalimlere murdar bir azap indirdik. 60 Hani bir zamanlar Musa, kavmi için su istemişti, biz de “asanla taşa vur!” demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su alacağı yeri bildi. Allah’ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyin. 61 Hani bir zamanlar, “Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın.” dediniz. O da size “O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır.” dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah’dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı. 62 Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir. 63 Hani bir zamanlar sizden mîsak sağlam bir söz almıştık, Tur’u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz. 64 Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuz. 65 İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara “sefil maymunlar olun!” dedik. 66 Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık. 67 Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki Allah, size bir bakara sığır boğazlamanızı emrediyor. Onlar da “ayol sen bizimle eğleniyor, alay mı ediyorsun?” dediler. Musa da “Böyle cahillerden biri olmaktan Allah’a sığınırım.” dedi. 68 Onlar, “Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıklasın.” dediler. Musa, “Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız.” dedi. 69 Onlar, “Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıklasın.” dediler. Musa, “Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır.” dedi. 70 Onlar, “Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz.” dediler. 71 Musa, “Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar da “İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun.” dediler. Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardı. 72 Hani bir zamanlar siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmış ve onu üstünüzden atmıştınız, halbuki Allah, saklamış olduğunuzu açığa çıkaracaktı. 73 İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınız. 74 Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor… Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildir. 75 Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah’ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi. 76 Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, “Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah’ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?” derlerdi. 77 Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse Allah hepsini bilir. 78 Bunların bir de ümmî okuma yazması olmayan kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş saplantılara kapılır ve zan içinde dolaşır dururlar. 79 Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için “Bu Allah katındandır.” derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!.. 80 Bir de dediler ki “Bize sayılı birkaç günden başka asla ateş azabı dokunmaz”. De ki; “Siz Allah’dan bir ahit mi aldınız? Böyle ise Allah sözünden dönmez. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” 81 Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar. 82 İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar. 83 Hani bir vakitler İsrailoğulları’ndan şöylece mîsak kesin bir söz almıştık Allah’dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz. 84 Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz. 85 Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. 86 Bunlar ahireti, dünya hayatına satmış kimselerdir. Onun için bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardım da gelmez. 87 Celâlim hakkı için Musa’ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa’ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu’lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz? 88 Yahudiler, peygamberimize karşı alaylı bir ifade ile “Bizim kalblerimiz kılıflıdır.” dediler. Bilakis Allah, onları kâfirlikleri yüzünden lanetledi. Bundan dolayı çok az imana gelirler. 89 Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah’ın laneti kâfirleredir. 90 Ne kadar çirkindir o uğruna kendilerini sattıkları şey ki; Allah’ın kullarından dilediğine kendi lütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiler. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir. 91 Onlara, “Allah ne indirdiyse ona iman edin.” denildiği zaman, onlar “Biz kendimize indirilene iman ederiz.” derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat’ı tasdik eden gerçek vahiy odur. Onlara de ki; “Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz? 92 Celâlim hakkı için Musa size belgelerle gelmişti de onun arkasından tuttunuz o buzağıya taptınız. Siz işte o zâlimlersiniz. 93 Bir zamanlar size, “verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin.” diye Tûr’u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. O yahudiler “Duyduk, dinledik, isyan ettik.” dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, ” Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor! 94 De ki; Allah yanında ahiret yurdu cennet başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet biliniz. 95 Fakat elleriyle işledikleri yüzünden onu hiçbir zaman temenni edemiyecekler. Allah o zâlimleri bilir. 96 Elbette onları insanların hayata en hırslı, en düşkün olanları olarak bulacak, hatta müşriklerden bile daha düşkün bulacaksın. Onların her biri bin sene ömür sürmeyi arzular, oysa uzun yaşamak kendisini azaptan kurtarıp uzaklaştıracak değildir. Allah, onların neler yaptığını görüp duruyor. 97 Söyle; her kim Cebrail’e düşman ise iyi bilsin ki, Kur’ân’ı senin kalbine Allah’ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdi. 98 Her kim Allah’a, Allah’ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil’e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır. 99 Şanım hakkı için sana çok açık âyetler; parlak mucizeler indirdik. Öyle ki, iman sahasından uzaklaşmış fasıklardan başkası onları inkâr etmez. 100 O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardır. 101286 Videolardaki altyazıya bakınız. NOTE All of QURAN VIDEOS have 50+ languages’ translations subtitles. You can see translations of this Surah from the subtitles of the video above. Bakara Suresinin Diğer Dillerdeki Çevirileri Bakara Suresi’nin İngilizce çevirisi ve diğer dillerin çevirileri yukarıdaki ve aşağıdaki videolarda yer almaktadır. YouTube video oynatıcısında sağ altta altyazıları açmaya tıklamanız gerekebilir. Videodaki altyazı simgesine tıklayarak farklı altyazı dilleri seçebilirsiniz; Video ekranının altındaki ayarlar simgesine tıklayın. [CC] Altyazılar’ı tıklayın. Listeden istediğiniz dili seçin. Yukarıdaki ve aşağıdaki videoda Bakara Suresi’nin aşağıdaki dillerdeki çevirilerini görebilirsiniz; Arnavutça, Amharca, Arapça, Azerice, Bengalce, Boşnakça, Bulgarca, Katalanca, Çince, Hırvatça, Çekçe, Felemenkçe, İngilizce, Fince, Fransızca, Almanca, Hausa dili, Hintçe, İzlandaca, Endonezyaca, İtalyanca, Japonca, Kazakça, Korece, Kürtçe, Letonca, Malayca, Malayalamca, Marathi, Norveççe, Peştuca, Farsça, Lehçe, Portekizce, Romence, Rusça, Sindhi, Slovakça, Somalice, İspanyolca, Swahili, İsveççe, Tacik, Tamilce, Tatarca, Telugu dili, Tay dili, Türkçe, Urduca, Uygurca, Özbekçe Hemen hemen tüm VİDEOLARIMIZ 50’den fazla dilde altyazıya sahiptir. YouTube video oynatıcısında altyazı düğmesini açmanız gerekebilir çok çok kolaydır. Bakara Suresinin Arapçası Videolarda Arapça Kuran Okuyabilirsiniz Ayet Ayet ve /veya Kelime Kelime takip etme özelliğiyle Tevafuklu Kuran’da Arapça Bakara ve Fatiha Suresi’ni okuyun Cüz 1 Bölüm 2’yi okuyun Cuz 2 Bölüm 3’ü okuyun Cuz Bakara Suresini ve Tüm Kuran’ı Arapça okuyun Bakara Suresi ve Kuran’ı Dinleyin, Okuyun ve Öğrenin Arapça, İngilizce ve Sesli Arapça, İngilizce ve Sesli Bakara Suresi 29 Kuran çeviri ve Sesli Kuran 32 Ünlü Okuyucudan Kuran Sesini Dinleyin Kuran-ı Kerim ve Kuran Tercümelerini okuyabilir, 32 Ünlü Kuran Okuyucusundan Kuran Seslerini dinleyebilir ve indirebilirsiniz. 🔥 ÖNEMLİ İÇERİKLER Ayat-al Kürsi En Büyük Dua, Amana Rasul En Büyük Dua, Amana Rasul Bakara Suresi Tefsirini Ayrıntılı Açıklama Okuyun Bediüzzaman Said Nursi’nin Orijinal İşaratül İcaz kitabını .pdf formatında indir ve oku- Bakara Suresi Ayet 1-33 tefsiri Bediüzzaman Said Nursi’nin Orijinal İşaratül İcaz kitabını .pdf formatında her sayfada kelime sözlüklü olarak indir ve oku- Bakara Suresi Ayet 1-33 tefsiri İbni Kesir Bakara Suresi Tefsirini İngilizce Oku 1-185 İbni Kesir Bakara Suresi Tefsirini İngilizce Oku 186-286 YENİ HD VİDEOLAR İÇİN LÜTFEN YOTUBE KANALIMIZA ABONE OLUNUZ. Referanslar 2 3 Bakara Suresinin Yavaş Okunuşunu İzle Meal Ayet Arapça وَقَالُوا كُونُوا هُودًا اَوْ نَصَارٰى تَهْتَدُواۜ قُلْ بَلْ مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ Türkçe Okunuşu * Ve kâlû kûnû hûden ev nasârâ tehtedûk kul bel millete ibrâhîme hanîfâens vemâ kâne mine-lmuşrikîne 1. Ömer Çelik Meali Yahudiler “yahudi olun”, hıristiyanlar da “hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” derler. De ki “Hayır! Biz, tek Allah’a inanan ve hiçbir zaman müşriklerden olmayan İbrâhim’in dinine uyarız.” 2. Diyanet Vakfı Meali Yahudiler ve hıristiyanlar müslümanlara Yahudi ya da hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi. 3. Diyanet İşleri Eski Meali "Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. "Doğruya yönelmiş olan ve Allah'a eş koşanlardan olmayan İbrahim'in dinine uyarız" de. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali Yahudiler “Yahudi olun ve Hıristiyanlar da "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Bir de "yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız." dediler. Sen onlara de ki "Hayır! Hanif olarak hakka tapan İbrahim'in dinine uyarız ki, o hiçbir zaman müşriklerden olmadı." 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali Bir de Yehud veya Nasara olun ki hidayet bulasınız dediler, de ki hayır, hakperest hanif olarak İbrahim milleti ki o hiç bir zaman müşriklerden olmadı 7. Hasan Basri Çantay Meali Yahudî ve Hıristiyanlar Müslümanlara Yahudî veya Nasraanî olun ki doğru yolu bulasınız» dediler. De ki Habîbim Hayır, biz muvahhid Allah'ı bir tanıyarak ve müslim olarak İbrâhîmin dîni n deyiz. O, Allaha eş tutanlardan değildi». 8. Hayrat Neşriyat Meali Onlar “Yahudi veya hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız!” dediler. Ey Resûlüm! De ki “Hayır! Biz Hanîf hakka yönelmiş olan İbrâhîm'in dînine tâbi' oluruz. Çünki o, sizin gibi müşriklerden değildi.” 9. Ali Fikri Yavuz Meali Yahûdî ve Hristiyanlar, Müslümanlara şöyle dediler “- Bizim dinimize girip Yahûdi veya Hristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız.” Habibim sen de ki “- Hayır, biz hak yol üzere bulunan Hazreti İbrahim'in dinindeyiz. O, hiç bir zaman müşriklerden Allah'a ortak koşanlardan olmadı.” 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ve dediler ki Yahudi veya Nasranî olunuz ki hidâyete ermiş olasınız» De ki Biz Hanîf olarak İbrahim'in milletine tâbi bulunmaktayız. O, müşriklerden değildir.» 11. Ümit Şimşek Meali Bir de “Yahudi veya Hıristiyan olun da doğru yolu bulun” dediler. De ki Doğrusu, biz bâtıl dinlerden uzaklaşıp hakka yönelen İbrahim'in dini üzereyiz. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı. 12. Yusuf Ali English Meali They say "Become Jews or Christians if ye would be guided To salvation." Say thou "Nay! I would rather the Religion of Abraham the True, and he joined not gods with Allah." Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Bakara Sûresi 135. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.

bakara suresi 11 12 13 ayet meali